RUHUN SOKAK GÜRÜLTÜSÜ DÜŞ RİTMİNDE

THE DIN OF STREET SPIRIT SOUNDS IN THE RYTHME OF DREAMS

22 Şubat 2009 Pazar

yeni bayramlar

Ve sallanmıyor artık Gudrun'un bacakları...
Bakıyor ve acıyorum sizlere.

Bir kapitalist mağaza alevler içinde,
hayır bir mağazanın patmalasını değil,
mağazanın patladığı düşüncesini seviyorum.

Hayır bir yeni hiperrealite olarak değil...
Toplumsal seks olarak, saldırgan imge olarak...

"Onlarla konuşmamalıyız" diyordu Gudrun, "çünkü bu fayda etmez",
"onlar Auschwitz'i yaratanlar ve silahları var. Onlarla konuşmanın hiç bir faydası yok. Şiddete ancak şiddetle cevap verilir"

Sonra çok yanlış şeyler olmuş olabilir. Ben fiziksel bir şiddetten bahsetmiyorum, o da bahsetmiyordu. Politik bir tutum olarak depolitizasyonu düşünün, okullarda öğretilen, evlerde uygulanan, dilde söylenen herşey politiktir. Ve siz bundan kaçsanız dahi politiktir - hatta bu belki daha politiktir.

Şiddet de aynı şekilde...

Ve artık düşülmesi gereken soru şudur: hangi şiddet?

"Başta kadına olan şiddet dahil, her türlü şiddete karşıyım" diyor televizyonda bir kadın, elitist giyimli, bilmnenne partisine bağlı, bilmnenne derneğinin en bir onursal başkanı.

Oysa aralıkta Yunanistan İsyanı'ında agios dimitros belediye binasının (baş harfleri küçük yazılır - çünkü sokaklar insanlarındır) duvarlarına sıkıştırılmış bir kağıt şöyle diyordu: "emekli olmayı düşünerek 40 yıl perişan bir maaşla çalışmak, devlet tahvillerinden ve borsa sahtekarlığından oluşan hayatları yaşamak, almak zorunda kaldığınız barınma kredileri, patronun istediği zaman kovma rahatlığına bağlı gür ve kendinden emin sesi, geçici işçilik, güvenlik maliyetlerinin azaltılması ile oluşan işçi ölümleri, uzun çalışma saatlerine uyum sağalamak sonucu oluşan psikolojik ilaç sektörü, her an sınırdışı eidlme kaygısıyla yaşayan, güvensizce sokaklarda ve kö;prü altlarında uyuyan göçmenler... işte şiddet tam da budur!" ve ekliyor: "şiddet, patronun size iş yerinde söylediği 'gül! bu kadar zor mu yani!'" tribidir.

Gudrun Ensslin'in bacakları... İnce bir pantolona sarılı, bir kolu sıvalı...
Artık sallanmıyor, bir hücrede kendini asmış, sırtı duvara dayalı.

Sevişin diyorum, sevişin insanlar ve etlerinizi günahlarınıza batırarak yiyin!
Ve yanın gözlerindeki ateş ile Baader'in! Ağzından düşmeyen domuz lafı fetişi... Ve yabancılaştırmaya çalışarak içler acısılaşan medyanın hali...

Artık sallanmıyor hiç birimizin günahları,
dün Almanya'da, Yunanistan'da söylenen şey şuydu:

"Bu Auschwitz ruhuydu, bunu siz yarattınız..."
Bu bayram, bu şenlik, silahlanarak imge ile...

Kutlu olsun bir yumruğunu hala sıkabilenlere !

Ozan Durmaz

2 yorum:

cesetizleri dedi ki...

'gül! bu kadar zor mu yani!'
çok can yakan bir şey bu.
Şiddetli.
Şiddet.

Zythum dedi ki...

kesinlikle öyle... "keskinlikle"...