RUHUN SOKAK GÜRÜLTÜSÜ DÜŞ RİTMİNDE

THE DIN OF STREET SPIRIT SOUNDS IN THE RYTHME OF DREAMS

2 Nisan 2010 Cuma

Bir Ütopik Arayış Olarak S.E.T



2000'li yılların başından sanat ile hayat arasındaki sınırı yıkmaya dair bir kollektif bir eylem gelişmeye başladı. İstanbul merkezli olmayan, ün, başarı, popülerlik ekseninde hareket etmeyen; ruhsal paylaşıma ve hayata müdahale eden aktivizme vurgu yapan minör bir çaba.. Fanzinlerden, sokakta sanat üretimine, sergilere ulaşan bir etkinlik haritası.

S.E.T. başta Sürrealizm, Dada, Cobra, Sitüasyonist Enternasyonel, Fluxus olmak üzere 20. yüz yıldaki öncü pratiklerden referans alıp, bu güne dair söylem ve eylem üreten, ruhlarının seslerini sokak gürültüleri ile birleştiren bir eylem grubudur. Üyelik yada benzer bir bürokratik kıstası reddeden, tek tek eylemlerine gönüllü katılımı esas alan bir anlayış ile üretim yapıyoruz. Egosal kaygılarından sıyrılmış, özgür düşlerini kollektif eyleme vurabilecek bir paylaşım anlaşına inanıyoruz. Bu kirletilmiş dünyada elimizde sadece düşlerimiz ve ütopyalarımız var ve bu açıdan S.E.T bireyciliğe, yalana, piyasaya karşı liberter bir duruşu temsil eder.

Cyberpunk Bilimkurgu grubumuzun geri çekilişi ardından 2005 yılında kültür/sanat piyasasına dahil olmak istemeyen 2 aktivistin 'yola çıkalım' demesi ile başlayan çaba, bu gün ülkenin bir çok şehrinde bir çok başarılı genç yaratıcının katılımı ile büyüdü. Sokağın sanatı için yoldan çıkmış manifesto, mutant sanat için çağrılarımıza seslerini, yüreklerini veren dostlarımızla. Düzensiz deliler teknemiz Portekiz’den Londra'ya, Gün Işığı’yla İlk Buluşmadan Kaos Duvarı'na seyahatinde, ütopyalarımızı da büyüttü, yüreklerimizin aksak sokak ritmiyle.

Albemuth'tan, Fetus'tan, Düş Fermuarı'ndan, Düzensiz'den gelen ruhsal çabalarımız şimdide S.E.T. fanzini ile özgür ruhlarla buluşmaya, paylaşmaya, kollektif eyleme kışkırtmaya devam ediyor.

Deliler teknemiz kesik karanlıkta yoluna devam ediyor, tutkuların baştan çıkarıcılığına, rastlantıların olağanüstülüğüne, kollektif eylemin arındırıcılığına inanan delileri teknemize davet ederek...

05..08.07
Rafet Arslan
(bu metin barışarock ve ardından İzmir de organize edilen kolektif S.E.T etkinliği Tutku Suçları için kaleme alınmıştır.)

1 Nisan 2010 Perşembe

S.E.T’ten Önce- y ada Kişisel Tanıklık: 1


çocukluk ilgi alanlarım ile ilgili aklımda kalan şeylerin başında bilimkurgu kitapları, çizgi romanlar ve evdeki ansiklopedilerde bakmaya doyamadığım ve tam anlam veremesem de çocukluk imgemde büyüyen Bosch, Dali, Magritte resimleriydi.

1988 yılında, nisan yayınlarının bastığı ‘bir endülüs köpeği’ senaryosunu 16 yaşında nasıl heyecanla aldığımı hala hatırlarım. üstünden geçen tankların, kör pusulaların hafızamıza taze olduğu günlerdi ve politik alan bir tercihten çok etik bir zorunluluk olarak kendini bizlere dayatmıştı, tüm sızılarıyla… zaman, bu her şeye rağmen akıp durur. ödenen bedeller, yeni düşünceler, yoğun okumalarla geçen bir dönem… althusser DİY’inin belirğin etkisi, başta Benjamin olmak üzere Franfurt okulu okumaları, deneysel sinema tanışıklıkları, senfonik rock: Can, Camel, Rennaisance, King Crimson, Gentle Giant, Poe, hiphop, Baskan kurgubilim dizisi, Mavi Kadife, Brazil, The Wall…

yıl 1994, o dönem hala içinde olduğumuz sol kültür-sanat alanında yeni sesleri, fikirleri zorlayan başını çektiğimiz bir fanzin-dergi denemesi: paylaşım… fraksiyonel tartışmalar, otoriterlikten kurtulamamış bazı yaklaşımlar ve yarım kalmış bir proje. bu dönem artık metalcilerden, punklara, junklerden kavramsal sanata, başta İstanbul olmak üzere Anadolu’ya da yansıyan ‘gerçek’ bir yer altı kuşağı büyüyordu. bizde o kuşağın bir parçasında ucunda yeraldık, sanırım…

(zamanda yolculuk: 9o’s:…cafe kantin-gençlik çaylar, Kadıköy sound, savaşa hayır, sokak, Güneş gazetesi, demo, tinto brass, posta kutuları, Neva, gece-melek ve bizim çocuklar, gemiler klibi ve asit Orhan, Kentfm-kaybedenler kulübü, radyoaktif-izmir, Kanat Güner, Sibel Torunoğlu, Şizofrengi, Ciguli, Stüdyo İmge, yavuz Çetin, Nisan yayınları, Şehriban Çoşkunfırat, ucuz roman, Bristol, Trip- Gökhan Kırdar, ve sinema, Gazi mahallesi- ayaklanma, Express, Grunge, Amerikan Sapığı, alt-üst Kemancı, acil bar-izmir, yüksel caddesi, SSK hanı, Akmar pasajı, 12 maymun, Sibel Yalçın, Nostromo-Atılgan bilimkurgu dergileri, 1 şehit olarak Cobain, world wide web, ‘peynir’, cemali, umay, küçük İskender, paranoid android, SKD, morötesi requem, bostancı balıkçı barınakları, İTÜ bahçesi, Ağır Roman, genç sanat, grup sex, Halil Turhanlı, S2K, karga Salih, hardcore, EZLN…)

yeniden uzun okuma-düşünce –yazma seansları, kendine yakın-ruhunla bağlaşık kişisel bir dünya görüşü oturtma çabaları. bu uğraşların sonunda dönemim önemli kuramsal dergilerinden Sinemasal’a (1998) gönderdiğim uzun polemik metni, içine kapandığım düşünce evrenine ait önemli ipuçları taşır. metin beat kuşağı, 68 mirası, sürrealizm, cyberpunk ile birleşmiş sanat-eylemi anlayışını gösterir.

bu metnin yazıldığı dönem boyunca süren yaklaşık 3 yıl, sol kültürden gelmiş ama aktif değil pasif akitivistlik yapmak ama aktif entelektüel faaliyete devam etmek isteyen dostlar arasında oluşmuş bir tartışma grubu ile geçer. uzun toplantılar, rakı masaları, karşılıklı sunum metinleri, tek sayfalık broşür-fanzinler, sonu bulmaz tartışmalar. asıl alan eleştiri-kültür-sanat alanı olarak belirlenmiştir, ama avangard eğilim ile geleneksel eğilim çatışması aşılamaz. bunun sonucu olarak sürece damgasını vuracak belirlenen isi 1871 adlı dergi projesi bir türlü hayata geçmez. Hem de oldukça kuramsal ilk sayısı hazır, 2. sayısı neredeyse hazırlanırken tartışma büyür, dükkan kapatılır.

avangard ile gündelik hayata müdahale edebilen bir instiyatif hayalimiz geçen 1871 tartışma grubu ve biten bir yüzyılla yarım kalmıştı. bilimkurgunun sokağa inmiş hali olarak cyberpunk’a artan ilgi beni umutlandırıyordu. 90’lı yıllarda yaptığım Baudrillard, Jameson, G.J. Ballard, Kellner okumaları bu inancımı güçlendirmişti. özellikle 90’ların ortasında ülkemiz için bir bilimkurgu rönesansı yaşanıyordu. başını 6:45, sarmal, kavram yayınlarının çektiği ve işin içine metis, iletişim gibi majör yayınevlerini bile kapsayan bir dalga. ve bu dalganın okuru olan anti-militarist, yeşil, feminist, avangard ve otonomist anlayışlarla ilgili genç okur.

yıl 2000…
(devam edecek)

Rafet Arslan
2 Nisan 2010-Üsküdar

sürrealist eylemimiz 4 yaşında


RUHUN SOKAK GÜRÜLTÜSÜ DÜŞ RİTMİNDE- SLOANIYLA KOYULMUŞTUK YOLA…

ASLINDA HEP AKLIMIZDA OLAN AMA GERÇEKLEŞTİRMEYE CÜRET ETMEMİZ GEREKEN BİR GİRİŞİMDİ. PORTEKİZ'DEKİ ULUSLARARASI SÜRREALİZM SERGİSİNE KATILIM SIRASINDA KENDİ İÇİMİZDE YAŞADIIMIZ PROĞLEMLER, BENİ BU KONUDA CESARETLEDİRDİ. MART 2007 SONU BU KARARI, AYŞE VE ONSTON İLE PAYLAŞTIM, SEVİNÇLE DESTEK VERDİLER. SÜRREALSİT EYLEM 3 KATILIMCISI VE KENDİNİ İFADE EDEN 1 BLOG İLE NİSAN BAŞINDA ÇIKTIK YOLA.

İLK BAŞTA CİNS VE ONSTON’DA BİRER GÖRSEL ÇALIŞMA VE SES GETİRMİŞ KOLLEKTİF SANAT-EYLEMİ ÇAĞRIMZI MUTANT SANAT MANİFESTOSUNUN TÜRKÇE VE İNGİLİZCE VERSİYONLARINA YER VEREREK, BİR HAFIZA MERKEZİ VE MANYETİK ALAN OLARAK BLOGU AÇTIK.

VE KATILDIĞIMIZ İLK KOLLEKTİF-LEGAL- ETKİNLİK OLAN, KARARÖY HAFRİYAT’IN MÜDAHALE SERGİSİNDE ŞU AÇIKLAMAYI YAPTIK:
SÜRREALİST EYLEM TÜRKİYE; ÖNCÜ SANAT GELENEĞİNİ SOKAĞIN RUHUYLA BİRLEŞTİREN BİR DURUŞ, DAYANIŞMA VE EYLEM AĞIDIR.

ARADAN EYLEMLER-SOKAKLAR-SARHOŞLULAR-DOSTLUKLAR-ACILAR VE SEVİNÇLER İLE DOLU BİR 3 YIL GEÇMİŞ…

BRETON’UN DA DEDİĞİ GİBİ ‘OLMUŞ OLANIN ÖNEMİ YOKTUR, ASLOLAN BEKLEYİŞTİR’ GELECEKTİR…

1 NİSAN 2010
S.E.T
adına rafet arslan

30 Mart 2010 Salı

defter kazıyıcılar kooperatifi








action: mete san

29 Mart 2010 Pazartesi

Exquisite cadaver Online game between EL and Fantom - Surrealist Eylem Turkiye

ten yellow magpies
in the mouth of a black skull
where the blueberry garden
carries her hopes up to the end of a red clock
the snow from it bursting continues to fall
orphelines in a bloom paradox cut their bones
the tiny plume in the grass
pushes a plastic eye in a timeless interzone
the gravel from the limbs then rises
to get into a coarse fish thrown out of sea
that mouth stays open
holding their hands with darkness
and a pinch of joy while the road dissolves
with a raven walk
the sun descends

http://www.surrealistgruppen.org/COLExquisite.html

26 Mart 2010 Cuma

İşçisin Sen İşçi Kal- ya da Sanat Eyleminde Kollektivite



15 Mart günü Hafriyat grubunun refleksi ve Hazzavuzu, Yeni Sinemacılar gibi instiyatifleirn katılımıyla Tophane'deki Muzaffer Eronat'a ait 'karakamu' tarafından yokedilmeye terk edilmiş heykeli yerinden alarak, sahip çıkma eylemi düzenlendi.

Her en kadar işgüzar, derin toplumun refleksi ile tamamlanamasa da bu eylem, güncel sanat sahnesindeki sessiz haz halinin, majör saplantıların, papazileşmenin ötesine geçen bir harekettir.

Tekel işçilerinin pratiği ile ülke gündemine yeniden işçi sınıfının mücadelesi gelmişken yapılan eylem anlamlıdır. Bu noktadaki çaba Antonio Cosentino'nun “Bir işçi heykelinin de işçiyle aynı kaderi yaşaması ironik. Heykelin başına gelenler incitici. Heykelin bugüne kadar yaşadıklarının yarattığı imgenin yanına kendi imgemizi dahil ediyoruz. Bu konuda bir bilinç oluşturmak istiyoruz” sözleriyle açığa çıkıyor.


Bu anlamda başta Hafriyat olmak üzere eylemcileri selamlarız. Fakat altını çizmek isterim ki zaten bu hamlenin bize haberi verilse toprağı kazmaya gönüllü eylemciler olarak arkadşların yanında , sahada yer alırdık. Kuşkusuz Şebeke, S.E.T, Aktif Kollektif gibi dayanışma ağlarımzıla bu güne değin sanat-eyleminde bulunmuşken, kişisel olarakta tanıdığımız dostlarımız ile bu tip bir iletişim eksikliği içinde olmayı kuşkusuz kaşılıklı düşünmemiz gerekir.

Gelinen ortamda içine kapalı değil, 'işine' kapalı bir kültür-sanat ortamımız var.
Yani 'işine göre kapanan' küçük, risksiz, dışa-kendine benzemeyene-tuhaf olana kapalı, aktivist değil ahbab çavuş bir ortam. Hafriyat'ın bu noktada kollektif olarak eyleme geçme refleksi önemlidir, ama büyütülmesi gerekir.


basında çıkan haber için:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=&ArticleID=987425&CategoryID=77

22 Mart 2010 Pazartesi

Derin Gürültü


düş sızıntısının ardından açığa çıkan yeni metinler,görüntüler ve sesler...
derin gürültü 26 mart 2010
saat:20.30 Deform müzik/taksim

14 Mart 2010 Pazar

Gürültünün Hayaletleri

gürültünün hayaletleri,deşilmiş kasap bağırsaklarına saplanıp kalan ecelsiz ritimlerle…

kasabanın leziz berberi.neşter ile koyun derilerini yüzüyor ve tüm sokak köpekleri tedirgince selamlıyorlar bizi.

boşlukta karanlık yüzler,gölge matematiği kayıp ,kavuniçi duvarlarda patlayan sebepsiz öfkeler.Takıntılı bakirelerin traşsız kasıklarında,yağmurun esirgediği ıslak kaldırımlarda,paslı tornavidaların ağaç saplarında,tıkalı saçaklarda biriken melankolide patlayan öfkeler…
sakinlik… düzensiz kalp çarpıntıları,belirsiz bilinç oyunları,şehirler boyu uzayan dikenli teller.

sakinlik…rakı ile keyiflenen akşamüstlerine biriken özlemlerde.zamanın dengesiz akıntılarına karşı büyütülen dalga kıranlarda,mekanik martı kanatlarında,ameliyat masalarını süsleyen aynalardaki sakinlik…
gürültünün hayaletleri,steril mezbalarda can çekişen modern mimarinin griliğinde ve sapanla avlanan sokak lambalarında saklı hevesli ritimlerle…

gece yarısının çok ötesinde,soğumuş odalarda sadece figür olarak kullanılan cesetlerde ve o evlerin tavanlarına yapışmış kırmızı uçan balonlarda biriken öfke.sarhoşluğun alacasında bilincin anlık direnişlerine,aklın uçurumlarına ve dişlenerek yırtılmış jartiyerden sarkan tül ipte seçilen öfke…

sakinlik… dengesiz ve kaygan bilinçaltı odalarında,hastane bahçelerindeki nedensiz heykellerde,saklanan biletlerdeki sakinlik…çocuk bahçelerinde beliren hiyerarşilerde,sayıklayıp duran metro telepatlarının beyninde ,küflenmiş bir plağın tek yüzündeki sakinlik…

karpit ile havaya uçan çöp varillerinin gizlediği,action paint kan ritüelleri,kesik 1 domuz başı,üstrütbeli karabasanların tekmelediği çılgınlık.Ve yine tüm sokak köpekleri kortej halinde selamladılar bizi.
gürültünün hayaletlerinde büyüyen sakinlik ve patlayan öfke.

bay perşembe
(synth=edok,gitar= bora şimşek)
3 mart 2010 6:45 gram / kadıköy

12 Mart 2010 Cuma

sergi



sevgili yoldaşlarımız Cins, Rad ve madam Lakor Mis'in sergisi
19 mart-13 nisan
kadıköy

10 Mart 2010 Çarşamba

UNDERGROUND POETIX & 6.45 KESİN SATIŞ NOKTALARI:

*Nezih Kitapevleri

*Alkım Kitapevleri ve Şubeleri

*Dost Ankara

*İstiklal Kitapevi

*Kabalcı ve Şubeleri

*Kitapsan ve Şubeleri

*Mephisto Taxim-Kadıköy

*Pan İzmir

*İletişim İzmir

*Kabile İzmir

*İmge Kitapevi ve Şubeleri

*D&R Şubeleri

*Semerkant

*Robinson Crusoe

*Ayışığı Çanakkale

İdeefixe.com

hepsiburada.com



TÜRKİYE GENELİ ALTIKIRKBEŞ VE UNDERGROUND POETIX DERGİSİ DAĞITIMI İÇİN:

Dağıtım merkezi için aşağıdaki adres ve telefon numaralarını kullanabilirsiniz. Sipariş fax ve maillerinizi LAIKA üzerinden bizlere ulaştırabilirsiniz.

tel:0212/ 527 0992 – 244 7003
fax:0212/ 244 5944

laika@laika.com.tr
satis@laika.com.tr
mahirkaya34@gmail.com