RUHUN SOKAK GÜRÜLTÜSÜ DÜŞ RİTMİNDE

THE DIN OF STREET SPIRIT SOUNDS IN THE RYTHME OF DREAMS

30 Ekim 2008 Perşembe

daralan sergi-sokak aktivasyon/Bu 1 Situasyonist...

22 Ekim 2008 Çarşamba

Dinazor Dansı


http://www.radikal.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=904514
dans edemediğimiz devrim, devrim değildir, Dino yoldaş!

15 Ekim 2008 Çarşamba

ÖLDÜRDÜM...


ÖZÜR DİLİYORUM.

7 Ekim 2008 Salı

BU 1 SİTUASYONİST SERGİ DEĞİLDİR!



28 Eylül 2008 Pazar

Kentsel Pusula

24 Eylül 2008 Çarşamba

Big Brother: 1984 yada 2008

Sitüasyonist Enternasyonal


IS’in Kuruluşu ve Tarihi
Anselm Jappe, kitabı Guy Debord’da şöyle yazıyor, “Guy Debord, 1968’de dünyayı saran karışıklığın kaynağını, 1952’de kendilerine Lettrist Enternasyonal diyen yoldan çıkmış bir avuç genç insanın fazlaca içip derive adını verdikleri sistematik gezintiler planladığı birkaç kafe masasından aldığından emindi.” Lettristler esasen Isadore Isou’nun çevresinde toplanmış, Dadaist ve Sürrealist geleneği izleyen bir grup avant garde sanatçıydı. Adlarını, Isou’nun şiiri harfe indirgeme arzusundan almışlardı. Genç Debord, 1951’de Cannes Film Festivali’nde Isou ve Lettristlerin gösterdiği “Treatise on Slobber and Eternity” adlı filmden (seyircilerin çoğunun aksine) özellikle etkilendi. Filmde görüntü yoktu ve film müziği onomatopoeic şiirlerden ve monologlardan oluşuyordu. Debord, daha sonra Lettristler arasında önemli bir rol oynayacaktı. 1952’de Hurlements en Faveur de Sade adlı filmi yaptı. Debord’un bütün filmleri gibi bu film de aracı eleştirirken bir mesaj veriyor: “Sinema öldü. Filmler artık olası değil. İsterseniz, tartışalım.” Film siyah veya beyaz görüntülerden oluşuyor. Çeşitli alıntılar, Lettristler üzerine gözlemler ve kuramsal önermelerin yanında bolca sessizlik de içeriyor. 24 dakikalık bir sessizlik ve karanlık.

Lettristler sanatın ve estetiğin yerine geçecek bir etkinlik icat eden Dada tipi kültürel sabotajla ilgiliydiler. 1950’de Notre Dame’daki Paskalya ayinini sabote ettiler. Bir rahibin ağzını tıkayıp, soyup, bağladılar. Onun cübbesini üzerine geçiren eski Katolik bir Lettrist, kürsüye çıkıp “kardeşler, Tanrı öldü” dedi ve Tanrı’nın ölümünün doğuracağı sonuçlardan bahsetmeye başladı. Cemaat onu linç etmeye çalışınca canını kurtarmak için polise teslim olmak zorunda kaldı. Bazı Lettristlerin bir diğer numarası da Charlie Chaplin’in basın toplantısını sabote etmekti. Isou bunu kınadı. Bu, Lettristler arasında bir bölünmeye yol açtı.
Debord, ve Isou’dan ayrılan bir grup 1952 Kasım’ında Lettrist Enternasyonal’i (LI) kurdu. Potlach adlı bir gazete kurdular. Lettristler çok içerler, uyuşturucu intihar vardı. Bu dönemde Fransa hızlı bir modernleşmeye maruz kalmıştı ve Lettristler tüketim toplumunun bayağılığına sövüyorlardı. LI, daha sonra IS’de daha görünür hale gelen örgütsel bir ciddiyete sahipti. Üyelerin kuramlarına göre yaşamaları ve burjuva toplumunu tamamen reddetmeleri bekleniyordu. 1961 tarihli bir filmde, Debord o yıllarda biçimlenen uzlaşmaz radikalizmin ruhunu yakalıyordu: “Oyunu oynamaya niyetli olmadığımı size ancak anlatabiliyorum.”

IS 1957’de Kuzey İtalya’daki Cosio d’Arroscia’da, çoğunlukla kendisinden önceki iki avant garde grubun birleşmesiyle kuruldu; LI ve International Movement for an Imaginist Bauhaus (IMIB). 1960’da “IS, tüm hoşgörülebilir eserlerin kökten yetersizliğine dayanan ilk sanat örgütüdür” diyorlardı. (Daha sonra kendilerini bir “sanat örgütü” olarak değerlendirmeyi tamamen bıraktılar.) IS’de Cezayir, Belçika, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya ve İsveç’ten üyeler vardı. Ulusal bölümler, yıllık konferanslar ve yılda bir-iki kere Paris’te yayımlanan dergi vasıtasıyla bir arada tutuluyordu. Dergi sudan ucuzdu, kuşe kağıda basılıyordu, kapağı altın yaldızlıydı ve telif hakkı yoktu.

Erken dönem IS, günlük kapitalist rutin ve rollerden çıkıp, daha yüksek bir tutkusal kalitede “durumlar” yaratmakla ilgileniyordu. Şehir planlaması ve mimariyle ilgiliydiler. Şehirde gezintilere çıkıp şehir ortamını yeni bir biçimde deneyimliyorlar, yaşadıklarını ve bulduklarını kaydediyorlardı. “Coğrafi çevrenin (bilinçli olarak düzenlenmiş olsun olmasın) bireylerin duygu ve davranışları üzerindeki belirli etkilerini” inceliyor ve buna “psikocoğrafya” diyorlardı. Sanatın gerçekleştirimi ve bastırımının gerekliliğine inanıyorlardı, ya da sanatın ayrı bir yaşam alanı olarak bastırımı ve sanatın tutku ve güzelliğinin günlük yaşamda gerçekleştirimi veya ona entegrasyonuna.

1962’de IS’deki politik kuramcılar ve sanatçılar arasında bir bölünme oldu. Debord sanatın bölünmez bir devrimci uygulama içinde erimesi gerektiğinde ısrarcıydı. O tarihten sonra IS artık, sanatı yerine geçebilecek bir etkinlik bularak yürürlükten kaldırmaya odaklanmadı. 1967’de Debord’un Gösteri Toplumu ve Vaneigem’in Gündelik Hayatta Devrim’i yayımlandı, ikisi de sitüasyonist perspektiften mükemmel modern kapitalizm eleştirileri sunuyorlardı.

Varlığı boyunca IS’in üye sayısı ortalama 10-20 arasında değişti. Toplamda, 16 ülkeden 63 erkek ve 7 kadın, değişik zamanlarda IS’nin üyesi oldular. Yarısından çoğu değişik zamanlarda kovuldu, diğerlerinin çoğu da istifa etti. IS’in 1’den 5’e kadar olan sayıları ortaklaşa, 6-9 arası çoğunlukla üç kişi tarafından, ve 10-12. sayılar çoğunlukla Guy Debord tarafından hazırlandı (kendisi bu sayılara “en iyiler” diyordu). IS’in son konferansı 1969’da düzenlendi. IS, 1968 sonrasındaki yeni mücadele dönemiyle başa çıkamıyordu. 1972’de resmi olarak dağıldıklarında, yalnızca iki üye kalmıştı, Guy Debord ve Gianfranco Sanguinetti.

PS:Jan D. Matthews tarafından kaleme alınıp Artemis Günebakanlı tarafından Türkçeleştirilen ve Şenol Erdoğan tarafından yayına hazırlanan bu metin bütünü ALTIKIRKBEŞ YAYIN tarafından hazırlanmış olan
“SİTÜASYONİST ENTERNASYONAL” kitabından alınmıştır.
Kitap Ekim ayında kitabevlerinde ve copyleft internet paylaşımında...

21 Eylül 2008 Pazar

Harf


Erekte dişil sokak şiiri
Fantom

19 Eylül 2008 Cuma

Anarchitecture/ Gordon Matta Clark





Dali'nin sergine paralel günlerde modern sanat müzesinde sıkı bir sergi var. Aslında holding sanatseviciliğine ve müze sanatına tavır alan insanlar; aynı zamnda bu sergileri izleyecekler. Çelişik bir durum ama ne yazık gerçek bu.

Anarchitecture
Şilili Sürrealist ressam Matta'nın oğlu Gordon Matta Clark'ta bu serginin ağır toplarından. Kısa yaşamında sanat kadar mimari ve ona bağlı şehircilik alanında da radikal bir ufuk açmış bir anarşisttir Clark. Ustalığı binaları kesip, delerek farklı şeylere dönüştürmektir.
Kentin sistem tarafından soylulaştırılması girişimlerinin ayyuka çıktığı günümüzde legal ya da illegal olarak terk edilmiş, yıkılmış yada yıkılacak binalara müdahale eden Clark'ın yarattığı şiirsel mekanlara dönmekte fayda var.

Nesneleri normal kullanımlarından saptırarak onlara yeni anlamlar ve kullanımlar veren Clark'ın uğraşı, mimari eğitimi almış Sürrealist Matta'ın yapıtıyla de kesişmektedir. Situasyonistlerin kente saptırma yada atlatmalar ile yaptıkları devrimci müdahale kuramları ile Clark'ın pratiğini ele almak gerek.

Açık bina olarak graffitiyle bezenmiş duvarı galeriye sokan Clark'ın pratiğinden 21. yüz yıl sokak sanatçılarının-sabotajcılarının öğrenmesi gereken dersler var...

18 Eylül 2008 Perşembe

Salvador Dali mi, Avida Dolars mı İstanbul da?



Sürrealist Salvador Dali'nin yapıtını sahipleniyor, Sürrealist Devrimin yaşattığımız ruhuna katıyoruz.
Dali'nin mutasyonu olarak Franco ve dolar hayranı Avida Dollars ise holding sanatına çok yakışıyor.

Ülkemizde nükleer santraller kurulması ile ilgili ihalenin en ateşli adaylarından olan holdingin, 2. dünya savaşı sonrası yapıtlarına 'nükleer mistisizm'adını takan Avida Dolars arasında tuhaf bir ensest bağ çıkıyor...

Bu arada serginin İstanbul da bir Sürrealist sloganı ahmakçadır,çünkü İstanbul da Dali sergisinden önce Sürrealistler olduğu gibi, bu sergi sonrasında da olacaktır.