RUHUN SOKAK GÜRÜLTÜSÜ DÜŞ RİTMİNDE

THE DIN OF STREET SPIRIT SOUNDS IN THE RYTHME OF DREAMS

11 Kasım 2012 Pazar

Everybody Will Depart To Search For Golden Fleece On Their Own!

Time gets trapped in infinite shatters, in sunsets of eternity. Clocks get quiet, spirit becomes cold, autumnless, silent. If love; has turned into numb hatred, Childhood; into a consumist misuse, If the madness; fallen in the hands of a superegoist command, If the poem; turned into an unperceptive flesh hassle, Then; we cannot speak about mournful defeat of Surrealism, but only a loss in practice. If we are fallen angels, If our wings are broken already, If wounds are non-healing, It is time to withdraw from the language of anger, sorrow, harshness or madness. Surrealism is dead; Surrealist spirit lives within the soul; squirming… Everybody will depart to search for golden fleece -from now on- on their own! On behalf of S.E.T. (for the last time) Rafet Arslan 9 November 2012, The Earth * Ps: " The Mournful Defeat of Surrealism" is the title of the first notice issued along side the founding decleration of S.E.T.

10 Kasım 2012 Cumartesi

AÇIKLAMA..

Dağınık yan yana gelinen ve paylaşılan bir dost meclisi olarak ŞEBEKE'nin varlığına Periferi Kolektif süreciyle son vermiştik. Şebeke; sadece geçmişin hoş sadasını saklayan bir sosyal medya grubu olarak kalmıştır; ondan gayrı pratik işlevi yoktur. Mart 2007 tarihiyle soluk alan biricik Sürrealist Eylem Türkiye(S.E.T) kolektifimiz ise; Kasım 2012 tarihiyle tüm kolektif faaliyetine son vermiş ve sadece, geleneğini mahçup ve buruk bir tebessüm ile saklayan bir blog/arşive indirgemiştir. Bu saatten sonra; S.E.T kolektifin geçmiş, tüm günahı/sevabı, yazdığı her yazı, koyduğu her tavrın yükü ve sorumluluğu şahsıma aittir. Periferi Kolektif ise; Alper ve benim koordinasyon sorumluluğum, gönüllü proje katılımı ve kollektif çaba ile aksak ritimli menziline devam edecektir. Periferi Kolektife dair katılım ya da ikrar talep eden tüm arkadaşlara ilanımdır. Rafet Arslan. * ps: resim kay sage..

31 Ekim 2012 Çarşamba

Kadınların Sürrealizmi-dosyası CinAyşe fanzin 8'de.

kıymete/dikkate değer fanzin CinAyşe'nin yeni-8. sayısında- "KADINLARIN SÜRREALİZM’İ…" başlıklı dosya var. bu önemli çaba, katkı için emeği geçen herkesin emeğine sağlık diyoruz. Yerli akademinin ve sanat tarihinin es geçtiği bu başlıkta verilen emek, önemli bir boşluğun dolması için önemli bir katkı.. KADINLARIN SÜRREALİZM’İ… PHIYLLIS EVANS. ayna ve esin perisi: kadın sanatçılar ve sürrealizm. Çeviren: Özge Don Kar Los. ALICE RAHON. ressam ve büyücü. CLAUDE CAHUN’U OKUMAK, LAUREN ELKIN. Çeviren: Aynur Demircan. DENISE BELLON/GALA(DALI)/NUSCHE(ELUARD)/YOLANDE ELIVIERO. deneysel araştırma Çeviren: Ilgın Yıldız. DOROTHEA TANNING ile söyleşi: hayatlar arasında. EDITH RIMMINGTON. kırılmadaki büyüme. ELISA BRETON. biri diğerinde Çeviren: Şefika G. Kamcez. EILEEN AGAR. ben sürrealist miyim? Çeviren: Ilgın Yıldız. EVA SVANKMAJEROVA. özgürlükten sersemlemiş. FRIDA KAHLO. jacqueline lamba’ya mektup Çeviren: Ilgın Yıldız. ITHEL COLQUHOUN'un erotik denemeleri. AMY HALE Çeviren: Beray Selen. JACQUELİNE LAMBA. hayata ve dünyaya devrimci bir yaklaşım. KAY SAGE. dört şiir. Çeviren: Uygar Asan. KAY SAGE. sanatımın anlamı. LEONOR FINI. kadınlar ve sürrealist hareket. WHITNEY CHADWICK Çeviren: Aynur Demircan. LEONORA CARRINGTON. korku’nun evi. Çeviren: Ilgın Yıldız. LOUİSE BOURGEOIS ile bir söyleşi .INGRID SISCHY Çeviren: Şefika G. Kamcez. MARİANNE VAN HIRTUM. ötanazi /kaçırılmış bir kedi /30 frank /veteriner Çeviren: Ilgın Yıldız. MERET OPPENHEIM. arkadaşımın köpeği / dünyanın çevresinde MIMI PARENT. siz bir sürrealist misiniz? Çeviren: Aynur Demircan. REMEDIOS VARO. kronoloji . Çeviren: Ayşegül Tözeren. REMEDIOS VARO. Bir reçete. Çeviren: Ilgın Yıldız. SÜRREALİST OYUNLAR. SÜRREALİST SORUŞTURMA. TOYEN. etik görüşlerin komitesi.

22 Ekim 2012 Pazartesi

Periferi Atölye Çalışıyor

Kolektif üretim
PERİŞEYİ Atölye/seyrantepe, 20 eKİM 2012

14 Ekim 2012 Pazar

sergi hazırlık-6 ekim Çanakkale — Korfmann kütüphanesi "Periferi Kolektif" (Paralel Etkinlikler/Çanakkale Bienal içinde) Kolektif Bir Hareketin İmkansızlığı ve İmkanları Üzerine Minör 1 Sergi ve Sunum ekip: cins, OnstOn, Dilara Hançer, DefterKazıyıcılar Kooperatifi, Alper T.İnce, Rafet Arslan.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Çanakkale'ye Kolektif PunkArt İnşaası

2 Ekim 2012, perişeyi atölye/Seyrantepe
4 Ekim 2012, perişeyi atölye/Seyrantepe
Action OnstOn, cins, Rafet. (feat Alper)

4 Ekim 2012 Perşembe

Türkiye'li Sürrealist Sanatçılar Bodelwyddan Şatosunda

9 Eylül 2012 - 6 Ocak 2013 tarihleri arasındaki 300 yıllık Bodelwyddan şatosundaki Sürrealizmin Hayaletleri sergisi sürüyor. Neil Coombs'un güncel çalışmaları yanında The Phantoms of Surrealism başlıklı sergi de Alp'lerin Hayaletleri projesine katılan 33 sanatçının arasında olan Ayşe Özkan ve Rafet Arslan'ında yapıtları da sergileniyor.

25 Eylül 2012 Salı

Kolektif Bir Hareketin İmkansızlığı ve İmkanları Üzerine Minör 1 Sergi ve Sunum

‎"Periferi Kolektif" (Paralel Etkinlikler/Çanakkale Bienal içinde) Kolektif Bir Hareketin İmkansızlığı ve İmkanları Üzerine Minör 1 Sergi ve Sunum Açılış Sunum: Periferi adına Rafet Arslan&Alper T. İnce Sergi: Periferi Kolektif'in deneyimini paylaşan bir sergi ve dökümantasyon Yer: Korfmann Kütüphanesi Tarih: 07-14 Ekim 2012 Açılış Saati: 14:00

31 Ağustos 2012 Cuma

The Phantoms of Surrealism 2012

Alpine Phantoms: on the fantastic lure of the mountains(2012)

İngiliz Bağımsız Sürrealist sanatçı/yayıncı Neil Coombs'un uzun bir araştırma/atölye süreciyle gerçekleştirdiği bu kitapta Alp Dağlarının hayaletlerini merkeze alan proje. Kitapta Coombs'un proje çalışmaları dışında aralarında Rafet Arslan ve Ayşe Özkan'ın da olduğu küre çapından 33 sanatçının da çalışmaları bulunuyor. Coombs; davet ettiği sanatçılara posta yoluyla Alpler ile ilgili bir kitaptan her birinde birer fotoğraf olan birer sayfa yollayarak, bu sayfalardan yola çıkarak yeni hayalet manzaralar, kompozisyonlar üretmelerini istedi. Ayrıca tüm proje 29 Eylül 2012 - 6 Ocak 2013 tarihleri arasında 300 yıllık Bodelwyddan şatosunda bir sergiye dönüşmüş durumda. Neil Coombs'un güncel çalışmaları yanında The Phantoms of Surrealism başlıklı sergi de Alp'lerin Hayaletleri projesine katılan 33 sanatçının çalışmaları da sergileniyor.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

isimsiz/cins

Edebiyat Plastiktir

Barış Acar'ın editörlüğünde "Edebiyat Plastiktir!" dosyası Varlık dergisinin Ağustos sayısında: Edebiyat Plastiktir! (Retorikle Terörün Son Raundu) – Barış Acar “Gerçeküstü”nde Başkent - Vilayet İlişkileri: Paris-Brüksel – Çağdaş Acar Jean Paulhan ve Francis Ponge yahut Paulhan, Ponge’a Karşı – Jan Baetens Sabun – Francis Ponge Sanat Piyasasına Malûm Bir Giriş Olarak Anti-Sanat ya da Dadanın Ekmeğini Masumca Yemek – Rafet Arslan L’expérience Continue / Deneyim Devam Ediyor (Şiir) – Paul Nougé Leylâ Erbil ve “Sozial Plastik” – Necmi Sönmez Dil Yontusu: Edebiyat ve Plastisite – Yusuf Eradam Modern Sanatın Kesin Buyruğu – Thierry de Duve Sanat Suniden Gelir (Şiir) – Konrad Bayer, Gerhard Rühm, Oswald Wiener Ars Poetica / Kozalar (Şiir) – Dana Levin

HopeLand/Alper T İnce

Alper T. İnce; 26 Haziran/ Eylül tarihleri arasında Berlin’de yapılan “Silence İs a Lie” başlıklı sergisinde yer alıyor. Alper İnce; “Hopeland” başlıklı 3 adet kavramsal resmiyle urban art merkezli bu sergide dünyanın çeşitli köşelerinden sanatçılarla yan yan sergileniyor. Sergi Yıkım /Destruction 2011 gibi galeri alanları dışında terk edilmiş bir binayı mesken tutuyor. 3 ay boyunca Berlin'de kaldıktan sonra İspanya, Brezilya ve Arjantin'i bir yıl boyunca dolaşacak olan sergi; konserler, performanslar ve tiyatro oyunlarıyla tüm disiplinleri yıkmayı amaçlayan bir sanat ufkunu temsil ediyor.

Zottoman/OnstOn

Onston Yaz 2012

26 Temmuz 2012 Perşembe

Dreamers

Peret&Varo

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Aldırma 128..

27 Mayıs 2012 Pazar

çocuk sergisi, çocuk ruhu

ÇOCUK İZLERİ / KARŞILAŞMALAR 3: OYUN-CAK HAYAKA ARTI Çocuk - Sanatçı Karşılaşmaları atölyeleri sergisi 01.06.2012 – 15.06.2012 Perşembe – Cumartesi Saat 13.00 – 17.00 arasında Koordinatör: Şiir Özbilge Katılan Sanatçılar: Dilara Akay, Figen Aydıntaşbaş, Irmak Canevi, Julia Feyrer, Tina Fischer, Christina Maria Kulot, Şiir Özbilge, Periferi (Rafet Arslan, cins, Nur Çelik, Eda Gecikmez, Hande Kutlu) Merve Şendil, Tuna Poyrazoğlu, Raisins in Tophane, Leyla Sakpınar, Gonca Sezer, Semiramis Sokul Oyun, modern toplumlarda hala serbest zaman kavramı ile ilişkilendirilir ve hala bir özgürlük alanı olarak varsayılır. Toplumsal üretim, faydacılık, bireysel saçmalık veya meczupluktan ayrı bir yeri vardır. Sanatçı yaratma sürecinde oyun oynar. Çocuk ise oyun aracılığıyla yaşadığı dünya ile ilişkisini sorgular, yeniden kurgular. Oyun ve sanat birbiriyle iç içe geçtiğinde neler olur? Çukurcuma mahallesindeki komşu çocuklar ile gönüllü sanatçılar bu sene üçüncü kez HAYAKA ARTI’da bir araya geldiler. “Karşılaşmalar 3: OYUN-CAK” sergisinde sene boyunca yapılan bu karşılaşmalar sonucunda ortaya çıkan oyun-işler izlenebilir. Atölye çalışmaları süresince sanata odaklanarak huzur içinde geçirilen saatler, küçük zihinlerin ufkunu genişleterek ve onların kendini ifade etme becerisini geliştirerek, onlarda zaten doğuştan var olan hayal gücünü besliyor. Bu deneyimi yaşayan, kendi elleriyle, zekasıyla, yeteneğiyle ortaya somut bir şeyler çıkarabilmenin haklı gururunu yaşayan çocuklar, bu sayede kendine güven, çok boyutlu düşünme ve duyarlılık gibi yeteneklerini geliştirme fırsatını buluyorlar. Sanat, evrensel ölçekte, dokunduğu tüm alanları zenginleştirme ve anlamlı hale getirme gücüne sahip eşsiz bir araç. Çocukları sanatın her biçimiyle tanıştırabilir, onların kendilerine en yakın hissettikleri dalı seçerek onunla bütünleşmesini sağlayabilirsek, günümüzün hızla değişen yeni dünya düzeninde, onların el değmemiş saflıklarını, ışıl ışıl ümitlerini, hayatın başındalıklarından kaynaklanan samimi coşkularını, yetişkinliklerine dek bozulmaksızın taşımalarını sağlamada belki de bir nebze olsun katkı sağlayabiliriz… Çocuk sanatçı karşılaşmalarının hem sanatçıların hem de çocukların dünyasında sürprizlerle dolu bir yolculuk olduğunu ve ortaya çıkan işlerden çok daha derin izler bıraktığını bizler üç yıldır deneyimliyoruz. ........ CHILD TRACES / ENCOUNTERS 3: PLAY – THING HAYAKA ARTI Children-Artist Encounters workshops' exhibition 01.06.2012 – 15.06.2012 Thursday – Saturday Between the hours 1 – 5 pm Coordinator: Şiir Özbilge Contributing Artists: Dilara Akay, Figen Aydıntaşbaş, Irmak Canevi, Julia Feyrer, Tina Fischer, Christina Maria Kulot, Şiir Özbilge, Periferi (Rafet Arslan, cins, Nur Çelik, Eda Gecikmez, Hande Kutlu), Merve Şendil, Tuna Poyrazoğlu, Raisins in Tophane, Leyla Sakpınar, Gonca Sezer, Semiramis Sokul In modern communities, playing is still associated with leisure time and continues to be reckoned as an area of freedom. It always has a special place apart from social production, pragmatism, individual nonsense or insanity. Artists (sort of) play a game during their process of creation and yet children question, or even rebuild their relation to the world they live in, through the games they play. What happens when playing games and art intertwine? Children from the neighbourhood of Cukurcuma and voluntary artists have gathered for the third time this year in HAYAKA ARTI. The game-works shaped as a result of these encounters which took place throughout the year, can be viewed in the exhibition “Encounters 3: PLAY-THING”. Hours spent in peace focused on art over the course of these workshops, seem to broaden the horizons of little minds, develop their skills of self-expression and in this way nurture their inborn imagination. Children undergoing such an experience, enjoy the rightful pride of conceiving something tangible using their own hands, wit, talent and thus find an opportunity to improve their competencies in terms of self-confidence, multidimensional thinking and sensitivity. Art is a unique tool on universal scale holding the power to enrich and add meaning to each and every sphere it touches. If we manage to acquaint children with all forms of art and provide a unification between them and the form they feel themselves most drawn to, in this rapidly changing new world order, we may as well somewhat be able to contribute a tiny bit to them in conveying their guiltless naiveness, resplendent hopes and sincere enthusiasm (emanating from their position of being at the very beginning of life) to their adulthood free from any kind of deterioration... Since three years, we have been experiencing how surpriseful a journey these encounters between children and artists can be, for the world of both and how deeper the marks left behind, are than the works conceived collectively.

18 Mayıs 2012 Cuma

Ve Siber Gnosis -4- Dedi!!!!

Çok yoğun, meşakkatli günler içersinde Periferi ekibi yeni ve “sıkı” bir yeni Gnosis ile karşınızda. Yeni sayı da karşı mimari sorgulamalarımız 20. Yüzyıl Avangardı’ndan iki önemli isim; Constant ve Matta ile devam ediyor. Gerçeklik Terörü’nün artçı sarsıntılarına ise Murat Germen tercüman oldu. Sanat tarihimizde hafızayı yoklayacak yeni köşemizin ilk konuğu Sezer Tansuğ; 1972 yılında sermaye ve sanat ilişkisine bakıyor. Ruhsal yakınlık duyduğumuz sergilere yer vermeye bu sayıda Fluxus 50 sergisi ile devam ediyoruz. J.G.Ballard’dan yayınımız peş peşe 3. Sayı olarak sürmekte. Bu sayının armağanı cins’ten çıkan S.E.T kelebekleri oldu. Ve yeni sayının kapak resmi ve tasarımı Nejat Satı’nın Amorti adlı tuval üzerine akrilik resmi oldu. Siber Gnosis ilk 4 sayı ile bulunduğu koordinatsız alan ve arzuladığı düş ile ilgili sağlam ve istikrarlı bir temel oldu. Yeni sayılarda daha çağıl ve gündeliğe müdahale eden bir içerik ile karşınızda olacağız. Periferi/Mayıs 2012 Metinler: Yerelin Hasreti, Küreselin Reddi –Murat Germen William Gibson ile Bilimkurgu, Beat Kuşağı ve Polisiye üzerine Solar Anüs- Bataille Sürrealist Eylemden Periferi’ye- Alper T. İnce Başka Hayat İçin Başka Şehir- Constant Psikolojik Şekilbilgisi- Matta Ücret Karşılığı- Sezer Tansuğ Fetişizmin Parçalı Ekonomisi- Rafet Arslan Duru Düşçü: Helmut Newton- J.G.Ballard Gerçekliği Kovmaya Yönelik Sürrealist Oyun Denemesi- Ayşe Özkan Şiirler: Ela Dinçer, A. Emre Cengiz Lirik Metinler: Dilara Hançer Görseller: Eric Bragg, Defter Kazıyıcılar Kooperatifi, Eda Gecikmez, Bill Howe, Nur Çelik, Dilara Hançer Siber Gnosis, İstanbul da Taksim ve Kadıköy Mefisto da. Haftaya Anadolu’daki noktalarında..

23 Nisan 2012 Pazartesi

RAFET ARSLAN’IN 'ŞUURALTI OPERASYONLARI' İÇİN YANLIŞ FRAGMANLAR/ INCORRECT FAGMENTS FOR RAFET ARSLAN'S 'SUBLİMİNAL OPERATIONS'



Yazıda bütünlük gerekir pekâlâ, yapıtta bütünlük, amenna, özne Rafet Arslan, konu Rafet Arslan’ ın şuuraltı imgelerinden sızan kolâjları, détournemente’ları, assemblage'ları ve bazı resimleri olunca bütünlük burada ikircik olur. Hemen her şeye muhalif, bir adım ileriden, gerekirse geriden bakan bir göz için, bütünlük biraz da muhafazakârlık demektir. Bu yüzden bütünlük yaratmaktansa kaosun düzenine atılmak, oradan çıkan şiirselliğin ritmini yakalamak, Rafet Arslan’ın tekinsizliğidir.

Rafet Arslan imgesi akademiye karşın değil ama alaylı olmanın verdiği adaletli güvenle, hemen her şeyle kelimenin bilinen ve bilinmeyen ama en Debordcu anlamıyla “alay” eder, en çok da kendisiyle...

Önce kavram mı yoksa imge mi, duruma göre değişir demenin kolaycılığına sığınmadan, naçizane, önce imge diyeceğim, şiirlerine göndermeyle(bkz. Çağdaş sanat manifestoları). Yanılıyorum belki, artık önce renk! Mi demeliydim? Gören göz için kafası biraz karışık, sınırlar aşıcı, soyuttan somuta oradan sonsuzluğa, yargılayıcı ivme... Keskin bir matematiktir onda inşa edilen durumlar, sözcükler, kâğıt üstüne akrilik ya da kolâj, arkaik mağara resimlerine yanaşan robotik sanrılar, makineleşmiş bireyin renkli sorgulamalarıyla bir sergi kurmak... Çünkü sergi kurmak biraz da kendini kurmaktır.

Bu kolâjların, resimlerin, kavramların ben de yarattığı durumsa en safdillikle: tanıdıktırlar. Çok uzağınızda kalsa da, hiç görüşemeseniz de, karşılaştığınızda içtenlikle sarıldığınız bir dost ya da uzak bir akraba gibi uzaklığınca yakınınızda, bilindik ama kavuşulamayan bir “bekleyiş aynası” . En mutant, robotik, tinsel ya da gnostik formları en olmadık anda bir araya getirmesi dahası bir araya gelmesi gereken imgeleri bir araya getirmesinin yarattığı yabansı aitlik, yadırgatıcı olağanlığına rağmen aslında hepsi bizizdir.

Radikal politikadan arda kalan, sokaktan aldığı şiiri sokağa bırakan, hiç reddetmediği dahası övündüğü kaldırımlarıyla Arslan, biraz da sokağın tekinsizliğini, sözün çığlığını, tuvale, ahşaba, kâğıda, kolaja taşır, birisi okur mu bir gün?

Onun için sahaflarda kitaplara eğilmek, ya da kalemle yazıya, şiire düşmek, ya da birçok imgenin kıyısında bir kolâjla, en nihayetinde elinde boya tuvale eğilmek neyse kendi içine eğilmek de odur. İşte bu yüzden estetik olamayacak kadar estetik, politik olamayacak kadar politik, şiirsel olamayacak kadar şiir, eleştirmen olamayacak kadar eleştirsel... Uzatmadan, mış gibi olamayacak kadar gerçek-üstü, karşınızdadır. Çıplaklığından utanmayan ama mağrur bir çığlık. Kanattığı yaralarımızdan akan simsiyah geceyle birleşen sessizlikte seyrettiğimiz yalnızca bir sanat değil, bizi bize anlatan bir insandır.

Durmadan damlayan bir musluk, tahtaboşlardan gelen ruh şarkıları, aynı dili konuşabildiğimiz bir uzaylı,” vahşet sergisi”, simya sureleri, Eylül’ ün babası, sokağın yoldaşı, gnostik bir muamma, Kadıköy’ün sitüasyonist olmayan sitüasyonisti, toplum düşmanı, yıkım, BM’nin bekâret kemeri, yeni ressam, düş kolâjcısı, hem hepsi bunların hem hiç biri, boş bir kâğıt şimdi, biri doldurur mu bir gün?

Kolâjı eskil bir yöntem, yenilenemeyecek bir uzam olarak görenler olacaktır, doğrudur ancak Rafet Arslan için kolâj bir varoluş sorunsalıdır. Kâğıdın kâğıdı, imajın imajı öpmesi bir yana, kolâj şairin ilk dizesi gibi Rafet’in alt-üst bilincimize vurduğu ilk neşterdir. Neden sonra yetmez olur ona kolaj, hayat zaten bir deney değil midir? Alır boyayı eline, önceden kolajladığı düşlerine sığmayan imgeleri taşır resmine. Bu nokta da Rafet’in resimlerini kolâjlarından ayırmamak gerekir. Tamamlayıcı bir deney, içuzaydan uzaya geçiş, kitabın yeni bir cildi olarak da okunabilir. Biri görür mü bir gün?

Alper T. İnce

Mart 2012/İstanbul


Rafet Arslan “ŞUURALTI OPERASYONLARI”
Kolajlar, détournement'lar, assemblage'lar ve bazı resimler…
25 Nisan - 02 Haziran 2012
Sanatorium
http://www.sanatorium.com.tr/php/index.php?mid=8973495874&dl=1&mod=5733f117

*

An essay, an article may well need an overall integrity, the integrity of a work that is, but when the subject is Rafet Aslan and the objects are the collages from his subconscious operations, his détournements and assemblages; the integrity hesitates.
Opposed to just about everything and a step ahead, integrity means perhaps a little bit of conservatism for the eye looking behind if need be.

Thus embarking upon the order of chaos rather than creating integrity, and capturing the poetic rhythm emerging from thereof is Rafet Arslan's uneasiness
The Rafet Aslan image, his work, not necessarily counters the academic establishment, yet it's within the fair safety of being sarcastic; teasing almost everything known and unknown in the most Debordian sense. Before and most of all sarcastic to and teasing itself.
Does the concept or the image come first? Not seeking shelter behind the known maxim: "Well it depends on the situation", humble as i am, the image i will proclaim, while implicitly referencing his poems. (see. Contemporary Art Manifestos)

Maybe I'm wrong, should i've said, "now, before all, it's the color, indeed"?
For the eye that sees, a mind slightly confused, surpassing the limits, the judgmental move; from the abstract to the concrete and from there on to an absolute eternity.
It's sharp and acutely mathematical, the situations built, the words, the acrylic on paper or collage, the robotic delusions drawing almost near the archaic cave paintings. Establishing an exhibition thru the questionings of the mechanized individual; for indeed setting up the exhibition is also establishing the self.

The state, these collages, images and concepts created within me, in pure naiveté, is a sense of acquaintance.
However estranged and without contact, like a close friend or a distant relative held sincerely upon an encounter, within close reach despite the evident estrangement, a known yet inaccessible mirror of anticipation…
Fetching together the most unlikely forms, the most mutant, spiritual or gnostic forms, at the most unexpected moments, and moreover the oddness of not assembling together the images meant to be in harmony. This contrast, this peculiar ordinariness is within us all.
The remnants of the once radical politics, the delivering back to to the street very poems he collected from there, the sidewalks he never rejected quite on the contrary that he takes pride in, the screams of the word, within this little unsettling strangeness of the street, Aslan carries all these to the canvas, wood or paper. Will anyone read it some day?
Leaning down onto the books in the old bookstore, or getting down to writing on the paper with a pen, or falling deeply into poetry, or being with a collage on the brink of many images; in the end these are no different for him than leaning into himself.
Thus before you in short, is the aesthetics of what can not be aesthetic, the politics of what can not be political, the poetics of what can not be poetic, the critics of what can not be criticized, tersely, the surreal which will never be able to be reported to have been is right across you. Rather proud of its nakedness, unashamed, the naked scream; flowing from our scars, once made to bleed, the pitch black night uniting with the laconic art which was not meant solely to be art. It's a human who recounts us to ourselves.
A faucet ceaselessly dripping, a soul song emanating from a wooden porch, an alien with whom we can converse, an exhibit of atrocity, verses of alchemy, Eylül's father, a street comrade, a gnostic mystery, a situationist of Kadıköy portending not to be so much a situationist, a public enemy, a destruction, the chastity belt of UN, an aspiring painter, an assembler of dreams, all these yet none of them also, a piece of empty paper, will anyone fill it up someday?
There will be ones who may consider collage as an old method, a prolongation overdue, impossible to renovate, indeed it maybe, however for Rafet Aslan collage constitutes the very problem of existence.
Setting aside the kissly touch of a paper and another paper, an image and another image in a collage, very much like the first stanza of a poet, collage is Rafet's first surgical cut into our alter-egos. For why afterwards the collage becomes no longer sufficient to him, isn't after all life an experiment? Getting back on the task, taking the paint in hand, he carries the very images not fitting into his dreams onto canvas which he previously collaged.
At this point indeed it's best not to attempt to distinguish between Rafet's paintings and his collages. A complementary experiment, a transition from the inner space to the ordinary surroundings, perhaps even they can also be read as the new chapter of a book.
Will anyone see this someday?


Alper T. İnce
March 2012/İstanbul
"Rafet Arslan "Subliminal Operations""
25 April - 02 June 2012
Sanatorium Art Gallery

13 Nisan 2012 Cuma

"gerçeklik terörü" kolektif performans




Periferi Kolektif "gerçeklik terörü" ortak performans/eylem
‎11 kişi, 9 metreye 2 metre kolektif yapıt..
8.4.2012, Occupy Hayaka+